Foruma hoşgeldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Özgün Konu Gönlümün İzdüşü (2 Izleyici)

Katılım
3 Ocak 2025
Mesajlar
775
Tepkime puanı
2,920
Puan
93
Konum
İçerden
IMG_20250311_115138.webp


Sevgili Lily Bloom,

Senin videolarını internette ilk gördüğümde ilk aşkın ile başlayıp sonra tekrar ilk aşkınla bitmesi gibi bir algı oluşmuştu. Ama sen bundan daha derin ve özel bir hikayeydin. Film boyunca sakin hikayeni herkes sevemez. Eğer şiddet ortamında büyümüş bir çocuksan, hele ki bu şiddet annen ve baban arasında meydana gelip sana kadar sıçrayan bir durumsa yetişkin olduğunda usulca hareket eden bir insana dönüşürsün. Sessiz seversin, karşı çıkışların kısık seslidir. Özlemlerinin ayakları sessiz basar yere. Bilirim. Tamda bana göre böyle bir karakterdin. Her ne kadar film ilk aşk ve son aşk gibi lanse edilsede annen ile başlayan döngünü çocuğun ile kırmayı başardın.

Bazen geçmişte yaşadıklarını itersin beyninin arka taraflarına. Unutmuş gibi yaparsın ta ki bir an gelip seni yakalayana kadar. Pandoranın kutusu gibi bütün kötülükler gün yüzüne çıkar. Bu sende Atlas'ın tekrar karşına çıkması ile başladı. Yeni evliliğe adım attığın anda. Sevdiğin adamın sana yaptığı şiddetı anlamanı sağladı. Oysa herkes ilk aşkına dönemeni beklerken. Oysa Atlas geçmişte de şimdide elinden tutup bu savaştan çıkmak için tuttuğun el/destek idi sadece. Yapabilirsin diyerek seni yüreklendirdi. Bunu hak etmiyorsunun ışığını açtı sana. Ve yine sessizce baş kaldırıp buna son verdin. Çok güzeldin.

Annenle başladı, çocuğun ile bu döngüyü kırdın. Annenin kaderi kızadır'ı öyle güzel ve naif kırdın ki. Kendini seçtiğin için teşekkür ederim..
 
IMG_20250316_163029.webp

Sevgili Bob Haris,

Herşeyin içindeki yalnızlığı daha iyi nasıl yaşatabilirdin ki bana? Herşeyin ortasında kalıp ve hiçbir şey anlamama durumunu? İnsan bazen o kadar yaşanmışlıklar içinde ne işinin olduğunu çok merak ediyor değil mi? Hayatı inşaa etmişsin , her gün, her ay ilmek ilmek işlemişsin, yıllar vermişsin ve bir anda ben burada ne yapıyorum diyorsun. O zaman derin bir hüzün ve yalnızlığın ortasında kalakalıyorsun. Ne kurduğun düzeni darmadağın edebiliyorsun o kadar emek verdim diye ne de o cesareti bulabiliyorsun. Öyle yoğun hissettirdin ki.

Belli şeyler yaşayıp, belli yaşa gelince bazı şeyleri sürdürmek o kadar zor oluyor ki. Sürdürmeye, çaba göstermeye çalışırken nerden tutsan dökülüyor çaba gösterdiklerin. Küvet sahnesinde eşine söylediğin "ben artık makarna yemek istemiyorum" söyleyişin başka türlü anlatamazdı. Karşındaki insanın fark etmemesi ve lafı toparlayıp normal sohbete devam ediyorsun. En çok da yıllarını verdiğin insan sendeki o yalnızlığı hissetmeyişine alınıyor, kırılıyor değil mi?

İki arayış içinde olan ruh bir yerde karşılaşır ise ne olur? Mesela sessizlikte bile saçma şekilde anlaşabilme becerileri olursa? Diyelim arayan ruh diğer ruha baktığında kaybettiği zamana üzüldüğünü fark etse mesela?

İşte yukarda yazdıklarım olurmuş Bob. Koca savaşın ortasında yalnızlığını ve inançsızlığını görüp bir anda savaşı bırakıp oturmaya başlarmışsın..

Bana kattıkların için teşekkür ederim Bob.

NOT: Filmler tavsiye değildir. Hissettiklerimi paylaşıyorum sadece.
 

Sevgili Navid,

Seni izledikten sonra bir süre gözlerinin etkisinden kurtulamadım. Gözleri ile konuşmak bu olsa gerek. Hepimiz senin yolundan geçiyoruz Navid. Bir yandan bir yerleri yakalamaya çalışır iken bir yandan şuanda kalmaya çalışma derdi ile hayat elimizden kayıp gidiyor. Ne yüreğimize yetişebiliyoruz ne de aklımıza laf anlatabiliyoruz.

Yaşam diyorum böyle olmamalı. Bu kadar olmamalı derken buluyorum çoğu zaman bende kendimi. Ben bir kadın olarak senden biraz daha şanslıyım en azından dilime vurup dırdır edebilirken sen bir erkek olarak içine hapsoldukça oluyorsun. Köşeye sıkışmanı öyle derinden hissettim ki. Neden erkekler böyleydi ki? Oysa Setare ne güzel seviyordu seni. Gözlerinin içine bakıyordu anlat diye. Elini uzatıyordu gel aklındaki ne ise birlikte çözelim diye. Ama yapamadın. Bir çok erkek gibi. Çünkü erkek sorun çözücü idi değil mi? Erkek problemleri çözmek ve bir kadına düze çıkmış bir hayat sunmalıydı değil mi?. Bunu yapamadığı zamanda kendi içinde yükselen duygusu ile öfkeli bir insana dönüşüyordu.

Ah be Navid bu bizim bereketli toprakların sorunuydu. Sıkışmış hissetmek. Böyle bereketli topraklarda yaşam olarak çorak olmak ve bunun kaderimiz olması. Böyle mi yetiştirildik, kurban mi edildik bilmiyorum ama hepimiz senin gibi geçim sıkıntısı, eşitsiz yaşam hakları ve aşklarımız arasında sıkıştırıldık. Kimimiz benim gibi içine kapanmayı seçti, kimimiz senin gibi öfkesine yenilip saldırdı.

Sonuç; hep çorak kaldık.
 

Konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz

  • Geniş / Dar görünüm

    Temanızı geniş yada dar olarak kullanmak için kullanabileceğiniz bir yapıyı kontrolünü sağlayabilirsiniz.

    Izgara görünümlü forum listesi

    Forum listesindeki düzeni ızgara yada sıradan listeleme tarzındaki yapının kontrolünü sağlayabilirsiniz.

    Resimli ızgara modu

    Izgara forum listesinde resimleri açıp/kapatabileceğiniz yapının kontrolünü sağlayabilirsiniz.

    Kenar çubuğunu kapat

    Kenar çubuğunu kapatarak forumdaki kalabalık görünümde kurtulabilirsiniz.

    Sabit kenar çubuğu

    Kenar çubuğunu sabitleyerek daha kullanışlı ve erişiminizi kolaylaştırabilirsiniz.

    Köşe kıvrımlarını kapat

    Blokların köşelerinde bulunan kıvrımları kapatıp/açarak zevkinize göre kullanabilirsiniz.

  • Zevkini yansıtan renk kombinasyonunu seç
    Arkaplan resimleri
    Renk geçişli arkaplanlar
Geri