Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Türkiyenin en Güncel Genel Forum Sitesi çatısı altında Özgünlüğü ilke edinmiş Forumumuza Katkılarınızı Bilgilerinizi sunmanızı ve aynı nezaketle bilgilerimizden faydalanmanızı temenni ediyoruz. Üye olmak Tamamen ücretsizdir !

Günlük Güncel Hava Tahminlerimiz 🌍

Meteoroloji bölümünde günlük güncel hava tahminlerimizi bölge bölge il il takip edebilir soru sorabilir, güncel meteorolojik haberlerimizi takibe alabilirsiniz.

Daha Fazlası

Film ve Dizi Analizlerimiz 🤖

İzlediğimiz Film ve Dizlerin analizlerini bu bölümden yapıyoruz. Sizlerinde Analiz ve Eleştiri yapmaya bekliyoruz.

Daha Fazlası

DP kurallarından bilginiz var mı? 🤔

Düşünce Platformu içerisinde neler yapmanız gerektiğini, nasıl konu açmanız ve yorum yapmanız gerektiği bilinciyle hareket etmeniz FK'ne kalite katacaktır. Okumak için tıklayınız

Daha Fazlası

v89tkB

Çocuk yetiştirme ekollerinin şahı: Türk usulü

Katılım
1 May 2020
Mesajlar
2,255
Tepkime puanı
3,023
Çocuk yetiştirme ekollerinin şahı: Türk usulü


1595877398621.png

Her alanda olduğu gibi çocuk yetiştirme konusunda da toplumların kendine özgü stilleri var şüphesiz. Dünyanın küresel bir köy hâline geldiği ve sınırların neredeyse ortadan kalkarak etkileşimin zirve yoğunluğa ulaştığı bu çağda dahi altını kalın puntolarla çizebileceğimiz çok net ayrımlar gözlemleyebiliyoruz.

Teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişip elimizdeki aletlerin son süratle değiştiği; pc, tablet, telefon, tv; dünyaya bir ekran aşımından baktığımız her ne varsa daha biz başımızı kaldırmadan yenilendiği; süre-mekan ve efor sabitlerinin belirleyici unsurlar olarak sürekli beynimizin arka fonundaki cendereden bizi kontrol ettiği düşünülürse insan evladını yetiştirme tekniklerinin de her geçen gün güncellenmesi, su götürmez bir durum oluyor.

Ana rahmine düşmeden yazılımı tamamlanmış, genetik bakiyeyle hamilelik sürecini harmanlayıp bedeninin neresinde sakladığı belli olmayan kullanma klavuzunu, birer çip olarak taşıyan folik asit veletleri, dünyaya gözlerini açtığında yolun yarısını kat etmiş oluyorlar aslında.

1595877459158.png

Daha dünyaya gelmeden bütün pedagogların forumları, ig hesapları, canlı YouTube yayınları taranmış, seminerleri, atölye çalışmaları, workshoplarından gerekli sertifikalar alınmış, koli koli kitaplar yalanıp yutulmuştur. Hamilelik pilatesleri, rahatlama seansları, olumlama enerjileri ile başına ne geleceğini öngöremeden sıkı bir maratona hazırlanmış olan barış elçilerimiz, ekollerden ekol beğenmektedir kendilerine.

Efendim, çocuğun üstün yetenekli doğma ihtimali asla ıskalanmamalıdır. Bu amaca matuf psikolojik, fizyolojik, anatomik, genetik bütün faktörler değerlendirilir; birinci sınıf bir beslenme ve uyku takvimiyle, balık yağları, bitkisel destek ürünleri ve vitaminler hazırda bekletilir.

Acaba müstakbel prens ya da prensesi; fazla müdahale içermeyen, kontrollü ve özgüven abidesi olabileceği Kuzey Avrupa ekolüyle mi yetiştirmelidir, yoksa “Saldım çayıra, Mevlam kayıra” anlayışıyla; hiç müdahale etmeksizin hayattan keyif alma noktasında eline su dökülemeyecek Amerikan ekolünden şaşmamak mı gerekir?

1595877519141.png

Gelenek göreneklerine bağlı, teknoloji ile iç içe ama ailesine de vakit ayıran, derslerine çalışırken bir taraftan ev içi sorumluluklarını yerine getiren bir çocuk olması için ne yapılmalıdır? Görülür ki büyüklerine saygılı, derslerinde başarılı, geleneklerine sıkı sıkıya bağlı ama teknolojiyi de dibine kadar kullanabilen çocuklar, Japon ekolü ürünüdür. Ama herhalde bu ekolü uygulayabilmek için Japon olmak gerekiyordur, o yüzden bu ihtimal ışık hızıyla geçilir.

Öte yandan yemek masasından izin istemeden kalkmayan, ebeveynlerine; "Bugün çok yorulmuşsunuz belli, ben erkenden yatayım da siz de biraz dinlenin." diyecek bir eleman için Alman ekolünün temel dinamikleri taranır: Disiplin, saygı, mükemmeliyetçilik, başladığı bir işi muhakkak tamamlamak, çok yönlü analiz yeteneğiyle detayları önemsemek lâkin bunlara da takılıp kalmadan çözüm odaklı, soğukkanlı, sonuca götüren bütün oklar “made in Germany” damgasını işaret eder. Öyle ki çocuğun özgürlük alanına müdahalede bulunduğunuzda, çocuk sizi dava edecek kadar bilinçlidir. Daha fazla da aranmaya gerek yoktur, aranan ideal sistem bulunduğuna göre şöyle eşe dosta, “Çocuk nasıl yetiştirilir?” göstermenin vakti gelmiştir.

Kainat güzeli ve zeka küpü bebemiz, dünyaya geldikten çok değil birkaç gün sonra kazın ayağının öyle olmadığı anlaşılır. “İnsan Ne İle Yaşar”lar, “Coğrafya Kaderimiz”ciler, Anadolu Pedojileri’yle Anne-baba’yı seçememeler falan bir yana uzun soluklu bir koşunun başındaki şaşkın ebeveynler, kucaklarında taşıdıkları atom bombasının henüz farkında değillerdir.

İster geleneksel ister modern olsun ya da “Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin, söyle canım ne dersin?” ekolleri, hep birlikte çömez dimağlarına hücum ederken fani mekana henüz teşrif etmiş olan arkadaş, üzerinde denenecek teknikler için form tutup karşı atağa geçmiştir bile.

Aylardır hazırlığı yapılan, herkesin kendisini ispat edeceği sahne zamanı geldiğinde geri çekilmenin bir anlamı olmayacağını düşünen büyük ailelerin birbirinden saygın bireyleri, er kişi niyetine mevzuya dalarlar; uykusuzluktan ve karmaşadan ayakta sallanan ana-babaların imdadına yetişerek; “Hadi, sen birkaç saat uyu; ver ben doyuruveriymler”le başlayan süreç; çocuğun uyutulması, gün aşırı banyolarının yaptırılması, gaz sancılarına çözüm bulunması ve en az üç yıl dadılık gibi karşı konulamayacak cazip tekliflerin akabinde bir de bakmışsınız ki kaçınılmaz olarak “Türk usulü” ekolde, zemin etüdü tamamlanmış, tam tekmil ilerliyordur.

Bir zemin ve dahi zaman varsa kat çıkmak bizim işimiz; yeni nesil ana babaların yeni nesil Türk usulü çocuk yetiştirme teknikleriyle tadından yenmeyecek bir harmoni yakalanmış olur. Kendilerinin içselleştirmedikleri tüm Kuzey Avrupa çocuk yetiştirme felsefelerini sırayla deniyorlardır. Biraz ondan, biraz bundan ortaya karışık; ek gıdaya başlarken blw’ci; bebenin önüne parmak sebzeleri koyup kendi kendine yemesini bekliyordur.

Fakat cefakar annemiz yediğine ikna olmaz, üstüne bir de püre yapıp yedirir. Sonra en pahalısından yer ile yeksan bir Montessori yatağı alınır, amaç kendi kendine yatağına inip çıkabilmesi, uykuya da sağlıklı tüm bireyler gibi kendi başına geçebilmesidir. Lâkin nasıl oluyorsa her gece uykuya, Türk anasının kucağında dalar bebe. Her öğün çocuğun hayatında yiyeceği son öğünmüş gibi arkasından tabakla koşturmak, tatile gidildiğinde destek kuvveti olarak hala-teyze-anane-babaanne kim getirilmişse savaşa gelinmiş gibi bağıra çağıra denize, havuza sokmaya çalışmak, beş yaşına da gelse ayakları yere sürte sürte bebek arabasında çocuk gezdirmeye devam etmek, etraftaki herkesi tamamen topa dâhil etmek derken bu kadar ilgiden sonra zıvanadan çıkmış çocuğun rahat vermesi için de artık ayped, ayfon, Allah ne verdiyse kendisine rehin vermek, bu usulün rutinlerindendir.

Sonra "Miraysu vs Keremcan aypedde senin yapamayacağın neleri yapar, bir görsen uu neler neler?" diye gururlanmak falan derken mevzu, ilk başladığı yerden epeyce uzaklaşmış durumdadır.

Doz aşımı bir bilinçle yaşına göre hayatını idame ettirebilecek beceriye sahip olması için eşyalarını boy hizasına göre ayarlamışsınızdır ama montunu yerden 90 cm yüksekteki askıya her defasında kendiniz asarsınız.

Yılda 50-70 bin arası para ödenerek Fransız, Finlandiya işte bilimum soslardan mütevellit eğitim veren özel bir okul bulunmuştur ama yine de LGS soru setlerini eksiksiz tamamlaması beklenir.

Piyano dersleri bir yanda, spor okulları öbür tarafta hem uygar hem de çevik arkadaşımız niyeyse parklarda, bahçelerde terör estiriyordur. Çocuk çok bağımsız, çok özgüvenli, çok sorumluluk sahibidir falan ama her akşam başka bir gerekçeyle söz gelimi atık materyallerden tamamıyla kendisinin tasarlaması beklenilen projelerini yine de siz yapıyorsunuzdur.

İşte eğitim-öğretim-başarı üçlüsünü birbirinden ayrıştırmış, 3+1 ferah bir tabela üniversitesine gitmesi muhtemel Türk usulü bebeniz hazır.
Güle güle büyütün.

Hacer Yeğin
 
Kaynak
dunyabizim

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)