Bir marketteyiz. 3 yaşlarında bir çocuk feryat figan ağlıyor, yerlerde yuvarlanıyor. Muhtemelen bir oyuncağa takmış kafayı. Ya da yorulmuş, bilmiyorum artık. Klasik bir patlama anı işte. Yanında babası var. Yere çökmüş, çocuğun burnunu silip: "Oğlum güvendesin. Bana ne hissettiğini söyler misin? Öfke mi? Hayal kırıklığı mı?" diyor.
Yahu çocuk zaten duygusunu tarif edemediği için yerde dönüyor! Edebilse oturup tez yazar. O an çocuğun umurunda mı felsefi analizler? Çocuk netlik istiyor. Birisi "höt" diyecek veya gidip o oyuncağı alacak. Çocuk da rahatlayacak.
Ama yok! Biz kendi geçmişimizdeki o toksik ebeveynlere benzemeyeceğiz. Baskı kurmayacak, dayatma yapmayacağız. Her konuyu el kadar çocukla müzakere edeceğiz. Özellikle toplu alanlarda çocuğumuzla bir yetişkinle konuşur gibi yüksek sesle ve ağzımızı yaya yaya konuşacağız. Girdiğimiz her ortamda sahne bizim olacak. Kimseyi takmayacağız.
Market kasasında çocuğumuza ödeme deneyimi yaşatacağız diye bir sürü insanı sırada bekleteceğiz. Herkesin bize sempati duymasını bekleyeceğiz. Lokantada gürültü yaparak koşturan çocuklarımızı uyarmayacak, uyarmaya kalkanları da paylayacağız.
Okula bırakırken çocuk üç adım fazladan atmasın diye arabayı yolun ortasına park edeceğiz. Sınıfta yan bakan oldu mu okulu basıp olay çıkaracağız. Öğretmen biraz sesini yükseltirse hemen CİMER'e yazacağız. Ona bizim gözümüzle bakmayanın kuyusunu kazacacağız.
Yani şımarık, asalak, güvensiz, ufacık bir yenilgide yıkılan çocuklar yetiştirmek için elimizen geleni ardımıza koymayacağız!
Salih Uyan
Yahu çocuk zaten duygusunu tarif edemediği için yerde dönüyor! Edebilse oturup tez yazar. O an çocuğun umurunda mı felsefi analizler? Çocuk netlik istiyor. Birisi "höt" diyecek veya gidip o oyuncağı alacak. Çocuk da rahatlayacak.
Ama yok! Biz kendi geçmişimizdeki o toksik ebeveynlere benzemeyeceğiz. Baskı kurmayacak, dayatma yapmayacağız. Her konuyu el kadar çocukla müzakere edeceğiz. Özellikle toplu alanlarda çocuğumuzla bir yetişkinle konuşur gibi yüksek sesle ve ağzımızı yaya yaya konuşacağız. Girdiğimiz her ortamda sahne bizim olacak. Kimseyi takmayacağız.
Market kasasında çocuğumuza ödeme deneyimi yaşatacağız diye bir sürü insanı sırada bekleteceğiz. Herkesin bize sempati duymasını bekleyeceğiz. Lokantada gürültü yaparak koşturan çocuklarımızı uyarmayacak, uyarmaya kalkanları da paylayacağız.
Okula bırakırken çocuk üç adım fazladan atmasın diye arabayı yolun ortasına park edeceğiz. Sınıfta yan bakan oldu mu okulu basıp olay çıkaracağız. Öğretmen biraz sesini yükseltirse hemen CİMER'e yazacağız. Ona bizim gözümüzle bakmayanın kuyusunu kazacacağız.
Yani şımarık, asalak, güvensiz, ufacık bir yenilgide yıkılan çocuklar yetiştirmek için elimizen geleni ardımıza koymayacağız!
Salih Uyan