Foruma hoşgeldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Film Analiz The Girl With the Needle (1 Görüntüleyen)

HatraHatra is verified member.

FK Üyesi
FK Yazar
Katılım
7 May 2020
Mesajlar
909
Tepkime puanı
3,102
Puan
93
Yaş
41
Konum
Bursa
“Taşı en günahsız olanınız atsın.”

The Girl With the Needle

(İğneli Kız)


Dial-G-for-Girl-with-Needle-cover.webp

Danimarka suç tarihinin en çok konuşulan seri katili Dagmar Overbye’in hayatından esinlenilmiş film, İsveçli yönetmen Magnus Von Horn’un imzasını taşıyor.

Film, 1. Dünya Savaşı sonrası sefaletin kol gezdiği Kopenhag'ın ücra bir bölgesinde tek başına hayatta kalma mücadelesi veren Karoline’in hikâyesi.

Mekânların fazlasıyla karanlık, pis ve dar oluşu bir kâbusa sıkışmışlık hissi vererek yaşanan sefilliği gözler önüne seriyor diyebiliriz. O kadar ki filme ağır bir cehennem umutsuzluğu, yokluğu hâkim. Savaşın sadece cepheleri değil, bütün bir ülkeyi çiğneyip tükürdüğünü ispatlar gibi...

Karoline, bir tekstil fabrikasında geçimini sağlamaya çalışan, askere giden eşinden de uzun zamandır haber alamayan bir kadın. Çalıştığı fabrikadan dulluk yardımı almak için istekte bulunur. Fabrikanın sahibi (Jorgen) Karoline’e, eşinin öldüğüne dair bir kanıt olmadığı için yardımda bulanamayacaklarını ancak tanıdıklarından bu konuyu soruşturmalarını isteyeceğini söyler.

Jorgen bir süre sonra Karoline ile buluşur ve ona eşinden haber alınamadığını fakat destek olmaya hazır olduğunu söyler. Bir destek omzuna… Böylece birliktelikleri başlar. Bu sırada kocası Peter, yüzünden çok kötü bir şekilde yaralanmış olarak geri döner; ama Karoline onu kabul etmez. Zengin bir adamla evlenecek ve bu sefil hayattan kurtulacaktır. Bu arada hamile de kalmıştır. Tabii tahmin edeceğiniz üzere bu hayali gerçekleşmez. Jorgen’ın annesi Karoline’i davet ederek onu bir muayeneden geçirip aşağılar ve evliliğe karşı olduğunu, istiyorlarsa Jorgen’ın bunu tek başına yapması gerektiğini söyler. Jorgen ağlayarak bu karardan pişmanlık duyar, çünkü annesinin parası olmadan yaşayamaz. Buraya kadar hikâye çok bilindiktir. Zengin kız fakir oğlan, anne tarafından istenmeyen gelin vs.

Karoline’in yeterince zor olan hayatı, hamileliği ve hayal kırıklığı ile başa döner. Çocuğunu düşürmek için hamama gider ve bunu küvetin içinde bir şiş yardımıyla yapmaya çalışır. Olanlara şahit olan bir kadın (Dagmar) Karoline’i durdurup ona yardım eder. Dagmar ona çocuğu doğurmasını, sonra kendisine getirmesini söyler. Çünkü Dagmar, şekerleme dükkânı işletmesinin yanı sıra belli bir ücret karşılığında evlat edindirme işi yaptığını iddia eder.

Karoline daha sonra bir sirk afişinde Peter’ı görür ve ucube olarak sergilenen eşinin gösterisine gider. Peter onu affeder ve eve döner. Kasvetli, sefil ve kâbus dolu hayatlarının içinde tek güzel şey ikisinin birbirine olan merhametidir. Peter, bebeğe baba olacağını söylemesine karşın Karoline doğumdan hemen sonra bebeği Dagmar’a götürür ve onun yanında kalarak işlerinde yardım etmek istediğini söyler. Peter’ı bir kez daha terk etmiştir.

Karoline Dagmar’ın kızı Erena’ya sütannelik yaparken evdeki işlerle ve zamanla eve getirilen bebeklerle de ilgilenmeye başlar. Dagmar’la aralarında da bir arkadaşlık kurulmuştur. Bu yakınlık sebebiyle Dagmar, bir bebeği aile bulana kadar Karoline’e verir. Zaman içinde Karoline'in bebekle kurduğu bağı kıskanan Erena, bebeği öldürmeye çalışınca Karoline ve Erena arasında gerilim yaşanır. Dagmar bu olaydan sonra aile bulduğunu öne sürerek bebeği Karoline'den alır. Karoline bu ani gelişen durumdan şüphelenir ve Dagmar’ı takip ettiğinde korkunç gerçekle yüzleşir. Dagmar girdiği bir çıkmaz sokakta bebeği boğarak kanalizasyona atar. Aslında bütün bebeklere aynısını yapmış, hiçbiri için aile bulmamıştır.

Karoline bu gerçeği kaldıramaz, yataklara düşer. Dagmar, Karoline’i yaptığının doğru olduğuna ikna etmeye uğraşır. Hatta en son bırakılan bebeği öldürmesi için Karoline’i zorlar. Aynı günün gecesi bebeğin annesinin pişman olup dükkâna gelmesi sonun başlangıcı olur. Kadına kapıyı açmazlar. O da polise gidip şikâyette bulunur. Dagmar sakin kalmaya çalışsa da artık her şey anlaşılmıştır. Karoline bir bebeğin ölümüne sebep olmanın verdiği acı ile kendisini pencereden aşağı atar fakat ölmez. Dagmar yakalanır, mahkemeye çıkarılır ve idam cezası alır. Kızı Erena ise ( ki onun çocuğu değildir aslında ) yetimhaneye verilir. Karoline gidebileceği tek yere, sirke dönmüş olan Peter’ın yanına gider. Bir süre sonra da yetimhaneye gidip Erena’yı alır…

Filmin en can alıcı sahnesi muhtemelen mahkeme sahnesidir. Dagmar yargılanırken arkasında bebeklerini ona vermiş kadınlar vardır. Ona hakaret ederler, cezalandırılması için bağırırlar. İçlerinde sessizce bekleyen Karoline de vardır. Dagmar kendisini savunur… O kadınların bakmak hatta doğurmak bile istemediği, öldürmeye de cesaret edemediği o bebekleri öldürdüğünü itiraf eder. Onların yapamadığını yaptığını… Çocuklarının iyi bir aileye verileceğini düşünerek vicdanlarını rahatlatmaya çalışan o kadınlar Dagmar’dan daha mı masumdur?

Erena’nın yetimhanede diğer çocuklarla kaldığı o perişan ortamın bir yas havasında, ölüm sessizliğinde olması da çok etkileyicidir. Savaş, ekonomik zorluklar, yasak ilişkiler, istenmeyen doğumlar gibi birçok sebeple terkedilmiş ya da ailesini kaybetmiş çocuklar… Erana'nın Karoline’i gördüğünde gülümseyerek ona koşması son zamanlarda gördüğüm en iyi oyunculuk diyebilirim. Sahneyi onlarca kez geri alıp izledim.

Bana göre film, gerek mekanlar gerek olaylar açısından uyanmak isteyeceğiniz bir kabus sıkıntısı veriyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi savaşın getirdiği yokluk, yozlaşmışlık, umutsuzluk, siyah-beyazın da derinliğiyle korkunç derece ağır. Ferahlık veren iki güzel durum var. Biri Peter’ın koşulsuz sevgi ve merhameti, ikincisi Erana’nın gözleri dolu dolu gülümsemesi…
 
Son düzenleme:
@HatraHatra is verified member. sayesinde tavsiye edenin @QasemQasem is verified member. oldugunu ögrenmis oldugumuz serseri asiklar gibi harika göz kamastirici buyuleyici ve buna bagli olarak zamanin nasil akip gittigini farkedemedigimiz surukleyici saheser yapim sonrasi onun kalitesine yaklasabilecegine ihtimal vermesekte yinede bir deneyelim
 
Yalnız ben izlediklerimi genele pek tavsiye etmem @OlmayabilirOlmayabilir is verified member. . Konuyu açarım, dileyen izler. :) Sonra vay efendim bu nasıl film demeyin. :) Tek söyleyebileceğim, benim seçtiğim yapımlar alışık olduğumuz Holywood ana akım sinema örneklerinden olmaz. Beeelki David Lynch ve Orson Welles o da belki...İzleyeceklere şimdiden iyi seyirler.
 
Son düzenleme:
Aaaaa yahu az konuşup izleyelim fktrip0 İyi ya da kötü sonuç ne olursa olsun birlikte bir şeyler yapıyoruz. Sevgili @HatraHatra is verified member. sen tavsiye et yahu her zaman güzel olacak diye bir kaide yok. Bence önemli olan birşeyler yapabilmekfkdans9@Qasem in de beğenmediği film sonucu değersiz olsa da ben de dünyaya bakış açımdan birşeyler bir tık değişti. Ve birlikte bir şeyler yapmakta mutluyumfktrip0
@OlmayabilirOlmayabilir is verified member. hadi izleyip yorum yapalım?
 
Uzun zaman önce izlemiştim ve hatırlamak için tekrar izledim:)

....

The Girl With the Needle, Magnus von Horn'un yönettiği ve 1915-1920 yılları arasında Danimarka'da geçen karanlık bir dönem hikâyesini anlatan bir filmdir. Film, savaş sonrası Kopenhag’ında hayatta kalmaya çalışan Karoline adlı genç bir kadının, bebekleri için güvenli bir yer vaat eden Dagmar Overbye ile tanışmasıyla gelişen trajik olayları merkezine alır. Yönetmen Magnus von Horn, siyah-beyaz sinematografi kullanarak dönemin kasvetli atmosferini güçlü bir şekilde yansıtır. Film boyunca ışık ve gölge oyunları, korku sinemasına özgü estetik unsurlar kullanılarak karakterlerin psikolojik derinliği vurgulanır. Bu görsel anlatım, hem dönemin yoksulluk ve çaresizliğini hem de karakterlerin iç dünyasındaki karanlığı izleyiciye hissettirir. Karakter açısından bakıldığında Karoline, savaş sonrası Danimarka’da hayatta kalmaya çalışan, çaresiz ve umut arayan bir kadını temsil eder. Onun yaşadığı ekonomik ve toplumsal sıkışmışlık, filmde kadınların bedenleri üzerindeki kontrol eksikliğine ve dönemin baskıcı yapısına dikkat çeker. Dagmar ise, hem bir suçlu hem de sistemin yarattığı bir figür olarak dikkat çeker; anneleri kandırarak bebekleri öldüren biri olmasına rağmen, onun da bu düzenin içinde nasıl bir noktaya geldiği sorgulanır. Yönetmen, karakterler arasındaki gerilimi adım adım inşa ederek izleyiciyi hem Karoline’ın çaresizliğiyle hem de Dagmar’ın tedirgin edici varlığıyla yüzleştirir. Film, dönemi sadece tarihsel bir bağlamda ele almakla kalmaz, aynı zamanda kadınların toplumsal baskılar nedeniyle ne tür seçimlere zorlandığını da gözler önüne serer. Von Horn, hikâyeyi klasik bir suç anlatısından ziyade psikolojik bir gerilim olarak şekillendirerek izleyiciye bireysel ve toplumsal trajedinin iç içe geçtiği bir deneyim sunar. The Girl With the Needle, etkileyici sinematografisi, derinlikli karakterleri ve toplumsal eleştirisiyle modern sinemada iz bırakan filmlerden biri olarak öne çıkar.
 
@HatraHatra is verified member. Dun gece zaman kisitli oldugu icin yarisini izleyebildik baya sert film
serseri asiklarin aksine bu film özelinde spoiler yememek icin yaptiginiz yorumlari okumadik sadece bugun uyari niteligindeki yorumunuzu okuyabildik valla onu bunu bilmeyiz suan icin film bizler icin baya tatsiz ve keyifsiz " ha" son 60 dk da film baska yere evrilir keyifli hale gelir " eyvallah" yoksa bu sekilde devam ederse hic kusura bakma " ölumlerden ölum begenin"
 
@OlmayabilirOlmayabilir is verified member. , dediğim gibi ben genele değil şahsa özel tavsiyede bulunurum. Yani sen bana ne tarz filmler tercih ettiğini söylersin ben de ona göre liste yaparım. :) Analiz ve yorum açtığım filmler kendi beğenilerim ve üzerine konuşmaya değer gördüğüm yapımlardır. Biline. :) Sorumluluk kabul etmiyorum. :)
 
An itibariyle bitirebildik kendi adimiza filmdeki en can yakici sahne dagmarin bebegi oldurmek icin karoline sarilip yataga dusmeleri

Ayrica evlenmeyi istedigi adamla malikanede neredeyse leydi gibi karsilanip
belkide hayati boyunca hic ulasamayacaği mutluluğun zirvesine bu kadar yakinken birkac dakika sonra ayni yerden kovularak gönderilmesi sonrasindaki duygusal yikim her insanin kaldirabileceği turden değil

Son olarakta Karoline karakterini oynayan kadinin şaşkınlik ifadesi esnalarindaki jest ve mimikleri efsaneydi
 
Az önce film bitti. Ben siyah ekrana usul usul bakıp düşündüm. Film boyunca ne acı hissettim. Ne başka duygu. Sadece sorguladım.

Dagmar mahkemede katil diye yargılanırken ve suçlanırken peki kendi elleri ile bebeklerini daha kanı üstündeyken para karşılığı satan kadınlar daha mı az masumdu? Katil derken çamuru üzerinden atmanın, kiri temizlemenin bir çığlığı değil de neydi peki?

Mesela evliliğin hükmü ne zaman biterdi? Bir yıldır ortada olmayan Peter'in artık kocalık hakkı var mıydı? Ya da mektup yazdığı halde cevap alamayan Karoline'yi patronu ile seks yaptığı için suçlayabilir miydik? Karakter neydi mesela? Ya da doğru davranış? Durum ve şartlara göre zamana uygun mu davranmaktı?

Sahi günümüzü bu kadar suçlarken hani cinayetler, uluorta seks, ahlaksızlık, hırsızlık diz boyu derken ve şikayetlenirken "kötü, kötü zaman" diye. Dagmar bebeği öldürüp kanalizasyona attı da günümüzde çocuğunu doğurup asansör boşluğuna atanla eş değil miydi? Karoline uluorta patronu ile seks yaparken günümüzde sahilde uluorta seks yapanlardan bir farki var mıydı? Erena peki? Küçücük bir çocuk bir bebeği öldürmeye kalkmıştı şimdi ki çocukların başka çocuklara yaptıkları zorbalıklardan ne farkı vardı? (Kimden öğrenmişlerdi?) Zaman aynıydı oysa ki her gün yeniden pırıl pırıl doğarken biz insanoğlu her anı kirletmekte üstümüze yoktuk. Al 1919'lar al 2025'ler. Zaman değişmiş insan hep aynı kalmıştı; kötü ne dersin @OlmayabilirOlmayabilir is verified member. ?

Karoline'nin doğum yaparken ki sahnesinde kalbim ikiye yarıldı. Hayvanlar bile doğum esnasında mahremiyet isteyip kenarda, köşede yaparken o an Karoline'ye hayvan kadar saygı gösterilmemesine derinden sarsıldım. Neydi kadının değeri? Belkide dünyanın en zor işini, dünyaya getirme işini yaparken yine ahlaksızca izlenmişlerdi. Bir sirk izleyicisi gibi. Ne diyorsun bu konuya @ZoeZoe is verified member.

Sahi film boyunca ahlak denen kavram zaten tamamen saf dışı bırakılmıştı. Ahlak neydi diye sorguladım. Bebekleri öldürüp kanalizasyona atmak adalet gibi sayan bir kadından, hamilemi diye masada uluorta muayene ettiren başka kadına. Acaba dedim ahlakın temelini oluşturan da yok edende kadın mıydı diye düşündüm ne dersin @HatraHatra is verified member.

Karoline karakterinin yüz ifadeleri çok sarsıtıcıydı. Baştaki umutsuz kadından, patronu tarafından sevildiğini sandığı andaki çiçek açan yüzü, evden kovulurken "bana sahip çık" ifadesi resmen çığlık atıyordu. Artık solmuş bir sekilde Dagmar'a ulaşıp yeni kıyafetler giydiğinde aynada kendini incelerken yüzündeki beğenme, gururlanma ve büyüklenme ifadesi ve sırrı öğrendiğindeki artık yok oluş ifadeleri. Öyle güzel yansıtmış ki hayran olmamak mümkün değildi.

Drama girip bizi boğmadan etkileyici şekilde olayları yansıtma konusunda gerçekten çok başarılıydı.
 

Konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz

  • Geniş / Dar görünüm

    Temanızı geniş yada dar olarak kullanmak için kullanabileceğiniz bir yapıyı kontrolünü sağlayabilirsiniz.

    Izgara görünümlü forum listesi

    Forum listesindeki düzeni ızgara yada sıradan listeleme tarzındaki yapının kontrolünü sağlayabilirsiniz.

    Resimli ızgara modu

    Izgara forum listesinde resimleri açıp/kapatabileceğiniz yapının kontrolünü sağlayabilirsiniz.

    Kenar çubuğunu kapat

    Kenar çubuğunu kapatarak forumdaki kalabalık görünümde kurtulabilirsiniz.

    Sabit kenar çubuğu

    Kenar çubuğunu sabitleyerek daha kullanışlı ve erişiminizi kolaylaştırabilirsiniz.

    Köşe kıvrımlarını kapat

    Blokların köşelerinde bulunan kıvrımları kapatıp/açarak zevkinize göre kullanabilirsiniz.

  • Zevkini yansıtan renk kombinasyonunu seç
    Arkaplan resimleri
    Renk geçişli arkaplanlar
Geri