-
- Katılım
- 1 May 2020
-
- Mesajlar
- 17,731
-
- Çözümler
- 1
-
- Tepkime puanı
- 48,335
-
- Puan
- 113
SABAH KUŞAĞI PROGRAMLARI
Her türlü ahlaksızlık ve namussuzluğu ekranlara taşıyan, zihinleri kirleterek fitne yayan ve sapkın akımların değirmenine su taşıyan bu sabah kuşağı programları derhal yasaklanmalıdır.
Toplumu bilinçlendirmek, aile değerlerini desteklemek, iyiyi ve doğruyu teşvik etmek yerine; bir iki kişinin yaşadığı ahlaksızlık ve sapkınlıklar, milyonların gözü önünde konuşuluyor; dramlar, ihanetler ve aile içi skandallar reyting malzemesi hâline getiriliyor. Polis, savcı, hâkimi yani devleti aciz gibi göstererek kendilerini kurtarıcı ve adalet sağlayıcı gibi lanse ederek aslında göz göre göre ahlaksızlığı yaygınlaştırıyorlar.
Bu tür programların en derin zararı psikolojiktir. Sürekli kaos, kavga, ihanet ve şiddet izleyen kişi bir süre sonra: Normal olmayanı normal zannetmeye başlar. “Herkes böyle yaşıyor, herkes yapıyor” kabuluyle her şeye kuşkuyla bakar, hasara uğratır. Bu durum aile içindeki güveni toplumdan öğrenen çocuklarıda olumsuz etkiler. Sabah kuşağı programlarında gördüğü “dağılan evler”, çocuğun iç dünyasında geleceğe dair korku üretir.
NEDEN Sabah Kuşağı Programları YASAKLANMALI?
Çünkü bu programlar mahremiyeti ihlal ediyor, aileyi parçalıyor. Halkı eğitmek yerine sansasyon üzerinden kışkırtıyor. Suç oranlarını ve “model alma” riskini artırıyor. Karı–koca ve aile ilişkisini güvensiz bir zemine çekiyor. Gençlerde ahlaki yozlaşma oluşturuyor. Hukuku ve devleti aciz gösteriyor. Namussuzluğu ve ahlaksızlığı yayıyor.
ÇÖZÜM BELLİDİR: Sabah kuşağı programları yasaklanmalı, yerine aileyi destekleyen eğitim ve değer merkezli programlar konulmalıdır. Biz bu topraklarda aileyi “kutsal emanet” biliriz. Bu emaneti reyting uğruna kirleten ekranlara sessiz kalmak; ahlaki çözülmeyi izlemek, toplumun geleceğine sırt çevirmektir. Bugün sabah programlarını durdurmazsak; yarın çocuklarımızın yaşayacağı sorunları durduramayız. Ekranlarda normalleşen her şey, bir süre sonra sosyal hayatlarımızda da normalleşir. Ve biz, neslimizi ahlaksız televizyon programlarının değil; değerlerin, ahlakın ve hikmetin şekillendirdiği bir geleceğe hazırlamak zorundayız.
Uzm. Adnan Kalkan
———
“Ey iman edenler! Allah’ın emirlerini hiçe sayarak, şeytanın adımlarını izlemeyin! Her kim şeytanın adımlarını izlerse, şunu iyi bilsin ki, o (ancak zina, fuhuş, cinsel sapıklık, içki, kumar gibi) çirkinlikleri ve çirkin görülen davranışları emreder…”
(Nur Suresi 21.ayet)
Her türlü ahlaksızlık ve namussuzluğu ekranlara taşıyan, zihinleri kirleterek fitne yayan ve sapkın akımların değirmenine su taşıyan bu sabah kuşağı programları derhal yasaklanmalıdır.
Toplumu bilinçlendirmek, aile değerlerini desteklemek, iyiyi ve doğruyu teşvik etmek yerine; bir iki kişinin yaşadığı ahlaksızlık ve sapkınlıklar, milyonların gözü önünde konuşuluyor; dramlar, ihanetler ve aile içi skandallar reyting malzemesi hâline getiriliyor. Polis, savcı, hâkimi yani devleti aciz gibi göstererek kendilerini kurtarıcı ve adalet sağlayıcı gibi lanse ederek aslında göz göre göre ahlaksızlığı yaygınlaştırıyorlar.
Bu tür programların en derin zararı psikolojiktir. Sürekli kaos, kavga, ihanet ve şiddet izleyen kişi bir süre sonra: Normal olmayanı normal zannetmeye başlar. “Herkes böyle yaşıyor, herkes yapıyor” kabuluyle her şeye kuşkuyla bakar, hasara uğratır. Bu durum aile içindeki güveni toplumdan öğrenen çocuklarıda olumsuz etkiler. Sabah kuşağı programlarında gördüğü “dağılan evler”, çocuğun iç dünyasında geleceğe dair korku üretir.
NEDEN Sabah Kuşağı Programları YASAKLANMALI?
Çünkü bu programlar mahremiyeti ihlal ediyor, aileyi parçalıyor. Halkı eğitmek yerine sansasyon üzerinden kışkırtıyor. Suç oranlarını ve “model alma” riskini artırıyor. Karı–koca ve aile ilişkisini güvensiz bir zemine çekiyor. Gençlerde ahlaki yozlaşma oluşturuyor. Hukuku ve devleti aciz gösteriyor. Namussuzluğu ve ahlaksızlığı yayıyor.
ÇÖZÜM BELLİDİR: Sabah kuşağı programları yasaklanmalı, yerine aileyi destekleyen eğitim ve değer merkezli programlar konulmalıdır. Biz bu topraklarda aileyi “kutsal emanet” biliriz. Bu emaneti reyting uğruna kirleten ekranlara sessiz kalmak; ahlaki çözülmeyi izlemek, toplumun geleceğine sırt çevirmektir. Bugün sabah programlarını durdurmazsak; yarın çocuklarımızın yaşayacağı sorunları durduramayız. Ekranlarda normalleşen her şey, bir süre sonra sosyal hayatlarımızda da normalleşir. Ve biz, neslimizi ahlaksız televizyon programlarının değil; değerlerin, ahlakın ve hikmetin şekillendirdiği bir geleceğe hazırlamak zorundayız.
Uzm. Adnan Kalkan
———
“Ey iman edenler! Allah’ın emirlerini hiçe sayarak, şeytanın adımlarını izlemeyin! Her kim şeytanın adımlarını izlerse, şunu iyi bilsin ki, o (ancak zina, fuhuş, cinsel sapıklık, içki, kumar gibi) çirkinlikleri ve çirkin görülen davranışları emreder…”
(Nur Suresi 21.ayet)
