-
- Katılım
- 1 May 2020
-
- Mesajlar
- 17,731
-
- Çözümler
- 1
-
- Tepkime puanı
- 48,335
-
- Puan
- 113
Bazı insanlar sessizdir…
Çünkü kelimelerin yalnızca anlatmadığını, bazen parçaladığını öğrenmişlerdir.
Bir sözün, doğru yere düşmediğinde bir ömürlük yankı bırakabileceğini bilirler.
Bu yüzden suskunlukları eksiklik değil; seçilmiş bir merhamettir.
Naziktirler…
Çünkü sertliğin nasıl iz bıraktığını görmüşlerdir.
Kırmanın ne kadar kolay, onarmanın ne kadar zor olduğunu deneyimlemişlerdir.
İnsan kalbinin camdan değil, kül kadar hassas olduğunu bilirler.
O yüzden incitmemek için adımlarını yumuşatırlar, seslerini alçaltırlar.
Yavaş yürürler…
Çünkü hayatın koşana değil, fark edene kendini açtığını fark etmişlerdir.
Aceleyle geçilen yolların manzarasız kaldığını,
hızın çoğu zaman kayıp anlamına geldiğini öğrenmişlerdir.
Bir anın, bir nefesin, bir bakışın geri gelmeyeceğini bilirler.
Az konuşurlar…
Çünkü her sözün bir bedeli olduğunu görmüşlerdir.
Gereksiz kelimelerin kalplerde nasıl çentikler açtığını,
boş cümlelerin nasıl ağır yükler bıraktığını bilirler.
Bu yüzden söyledikleri azdır ama yerindedir;
sessizlikleri çoğu gürültüden daha çok şey anlatır.
Ve sevdiklerine sımsıkı sarılırlar…
Çünkü ayrılığın teorisini değil, gerçeğini tanırlar.
“Sonra” denilen zamanların bazen hiç gelmediğini,
veda edilmeden gidilebildiğini öğrenmişlerdir.
Sarılmaları bu yüzden uzundur;
bir anı, bir hatırayı, belki de son ihtimali saklar gibi.
Bunlar “yaşlı ruhlardır”…
Takvimde genç görünürler ama içlerinde bin yılın yorgunluğu vardır.
Çok düşmüş, çok kalkmış, çok inanmış ve çok yanılmışlardır.
Her yara onları küçültmemiş; aksine derinleştirmiştir.
Acıdan sertleşmemiş, acıyla bilgeleşmişlerdir.
Onların nezaketi zayıflık değildir.
Tam tersine, güçlerini göstermek zorunda kalmamış olmanın huzurudur.
Kırmamayı seçmek, vurabilme ihtimali varken geri durabilmektir.
Bu, bilgeliğin en sessiz, en yumuşak, en insani halidir.
Ruhsal rehberlik bazen yol göstermek değildir;
bazen yalnızca yolda başkasını incitmeden yürümeyi öğretmektir.
Ve yaşlı ruhlar bunu öğretir:
Hayatı daha yavaş, daha az gürültüyle,
ama daha çok kalple yaşamayı.
Alıntı
Çünkü kelimelerin yalnızca anlatmadığını, bazen parçaladığını öğrenmişlerdir.
Bir sözün, doğru yere düşmediğinde bir ömürlük yankı bırakabileceğini bilirler.
Bu yüzden suskunlukları eksiklik değil; seçilmiş bir merhamettir.
Naziktirler…
Çünkü sertliğin nasıl iz bıraktığını görmüşlerdir.
Kırmanın ne kadar kolay, onarmanın ne kadar zor olduğunu deneyimlemişlerdir.
İnsan kalbinin camdan değil, kül kadar hassas olduğunu bilirler.
O yüzden incitmemek için adımlarını yumuşatırlar, seslerini alçaltırlar.
Yavaş yürürler…
Çünkü hayatın koşana değil, fark edene kendini açtığını fark etmişlerdir.
Aceleyle geçilen yolların manzarasız kaldığını,
hızın çoğu zaman kayıp anlamına geldiğini öğrenmişlerdir.
Bir anın, bir nefesin, bir bakışın geri gelmeyeceğini bilirler.
Az konuşurlar…
Çünkü her sözün bir bedeli olduğunu görmüşlerdir.
Gereksiz kelimelerin kalplerde nasıl çentikler açtığını,
boş cümlelerin nasıl ağır yükler bıraktığını bilirler.
Bu yüzden söyledikleri azdır ama yerindedir;
sessizlikleri çoğu gürültüden daha çok şey anlatır.
Ve sevdiklerine sımsıkı sarılırlar…
Çünkü ayrılığın teorisini değil, gerçeğini tanırlar.
“Sonra” denilen zamanların bazen hiç gelmediğini,
veda edilmeden gidilebildiğini öğrenmişlerdir.
Sarılmaları bu yüzden uzundur;
bir anı, bir hatırayı, belki de son ihtimali saklar gibi.
Bunlar “yaşlı ruhlardır”…
Takvimde genç görünürler ama içlerinde bin yılın yorgunluğu vardır.
Çok düşmüş, çok kalkmış, çok inanmış ve çok yanılmışlardır.
Her yara onları küçültmemiş; aksine derinleştirmiştir.
Acıdan sertleşmemiş, acıyla bilgeleşmişlerdir.
Onların nezaketi zayıflık değildir.
Tam tersine, güçlerini göstermek zorunda kalmamış olmanın huzurudur.
Kırmamayı seçmek, vurabilme ihtimali varken geri durabilmektir.
Bu, bilgeliğin en sessiz, en yumuşak, en insani halidir.
Ruhsal rehberlik bazen yol göstermek değildir;
bazen yalnızca yolda başkasını incitmeden yürümeyi öğretmektir.
Ve yaşlı ruhlar bunu öğretir:
Hayatı daha yavaş, daha az gürültüyle,
ama daha çok kalple yaşamayı.
Alıntı