-
- Katılım
- 1 May 2020
-
- Mesajlar
- 17,766
-
- Çözümler
- 1
-
- Tepkime puanı
- 48,391
-
- Puan
- 113
İnsanın gönlü yorulduysa,
dünyanın gürültüsü uzak bir uğultuya dönüşür.
Kalabalıklar konuşur ama kelimeler artık içine değmez. Sabah olur, güneş doğar, insanlar koşar, hayat aynı hızla devam eder; fakat insanın içinde zaman ağırlaşır.
Yorgunluk bedende değilse, çaresi de dinlenmek değildir.
Gönül yorulması sessiz bir şeydir. Kimse fark etmez.
Ne alnında yara vardır ne sesinde kırık bir çığlık…
Sadece eskiden heyecanlandıran şeylerin artık hiçbir anlam taşımamasıyla anlaşılır.
Bir mesajın gelmesini beklemezsin artık.
Birinin adını duyunca kalbin hızlanmaz.
Şehir aynı şehirdir ama sen o şehrin içinde misafir gibi dolaşırsın.
Aşk işte tam burada hatırlatır kendini.
Eskiden dünyayı büyüten şeydi o. Bir bakışla gün uzar, bir gülüşle insanın omuzlarından hayatın yükü inerdi.
Şimdi ise hatırası bile ağır gelir. İnsan sevdiğinde sadece birini değil, kendini de emanet eder.
Emanet geri gelmediğinde eksilen sadece bir ilişki olmaz; insan kendi içinden bir parçayı kaybeder.
Yorulan gönül, kavga etmek istemez artık.
Haklı çıkmaya da ihtiyacı kalmaz. Susmayı öğrenir.
Bazı kırgınlıklar anlatıldıkça küçülmez, aksine insanın içinde yeniden yaşanır.
Bu yüzden susmak bazen vazgeçmek değil, kendini korumaktır.
Hayat dışarıdan hâlâ aynı oyunu oynar.
İnsanlar planlar yapar, gelecek konuşulur, umut cümleleri kurulur. Ama gönlü yorulan biri bilir ki, insanı yaşatan büyük hayaller değil
İç huzurudur.
Huzur, en çok sevdiğinin yanında kendin olabildiğin yerde bulunur. O yer kaybolduğunda, dünya koskoca ama anlamsız bir boşluğa dönüşür.
Aşkın en acı tarafı da budur zaten.
Bittiğinde sadece bir insan gitmez;
Onunla kurduğun gelecek, alıştığın ses, paylaşmayı öğrendiğin sessizlik de gider. İnsan en çok buna üzülür.
Bazı insanlar hayatımıza misafir değil, yön olur.
Gittiklerinde yol da karanlık kalır.
Ama yine de kalp garip bir şeydir.
Ne kadar yorulursa yorulsun, tamamen vazgeçemez.
Küçücük bir ihtimali bile saklar içinde.
Belki bir gün yeniden anlaşılmak, yeniden sevilmek, yeniden yormayan bir sevgiye rastlamak umudunu…
İnsanın gönlü kırılabilir, yorulabilir, hatta susabilir; ama tamamen taş kesilmez.
Belki de hayatın en gerçek hali.
Dünya, güçlü olanların değil; hâlâ sevebilecek kadar yaralı kalanların omuzlarında döner. Aşk, insanı yıkan şey değil…
Yıkıldıktan sonra bile kalbinin hâlâ atıyor olduğunu fark ettiren tek gerçektir.
Alıntı
dünyanın gürültüsü uzak bir uğultuya dönüşür.
Kalabalıklar konuşur ama kelimeler artık içine değmez. Sabah olur, güneş doğar, insanlar koşar, hayat aynı hızla devam eder; fakat insanın içinde zaman ağırlaşır.
Yorgunluk bedende değilse, çaresi de dinlenmek değildir.
Gönül yorulması sessiz bir şeydir. Kimse fark etmez.
Ne alnında yara vardır ne sesinde kırık bir çığlık…
Sadece eskiden heyecanlandıran şeylerin artık hiçbir anlam taşımamasıyla anlaşılır.
Bir mesajın gelmesini beklemezsin artık.
Birinin adını duyunca kalbin hızlanmaz.
Şehir aynı şehirdir ama sen o şehrin içinde misafir gibi dolaşırsın.
Aşk işte tam burada hatırlatır kendini.
Eskiden dünyayı büyüten şeydi o. Bir bakışla gün uzar, bir gülüşle insanın omuzlarından hayatın yükü inerdi.
Şimdi ise hatırası bile ağır gelir. İnsan sevdiğinde sadece birini değil, kendini de emanet eder.
Emanet geri gelmediğinde eksilen sadece bir ilişki olmaz; insan kendi içinden bir parçayı kaybeder.
Yorulan gönül, kavga etmek istemez artık.
Haklı çıkmaya da ihtiyacı kalmaz. Susmayı öğrenir.
Bazı kırgınlıklar anlatıldıkça küçülmez, aksine insanın içinde yeniden yaşanır.
Bu yüzden susmak bazen vazgeçmek değil, kendini korumaktır.
Hayat dışarıdan hâlâ aynı oyunu oynar.
İnsanlar planlar yapar, gelecek konuşulur, umut cümleleri kurulur. Ama gönlü yorulan biri bilir ki, insanı yaşatan büyük hayaller değil
İç huzurudur.
Huzur, en çok sevdiğinin yanında kendin olabildiğin yerde bulunur. O yer kaybolduğunda, dünya koskoca ama anlamsız bir boşluğa dönüşür.
Aşkın en acı tarafı da budur zaten.
Bittiğinde sadece bir insan gitmez;
Onunla kurduğun gelecek, alıştığın ses, paylaşmayı öğrendiğin sessizlik de gider. İnsan en çok buna üzülür.
Bazı insanlar hayatımıza misafir değil, yön olur.
Gittiklerinde yol da karanlık kalır.
Ama yine de kalp garip bir şeydir.
Ne kadar yorulursa yorulsun, tamamen vazgeçemez.
Küçücük bir ihtimali bile saklar içinde.
Belki bir gün yeniden anlaşılmak, yeniden sevilmek, yeniden yormayan bir sevgiye rastlamak umudunu…
İnsanın gönlü kırılabilir, yorulabilir, hatta susabilir; ama tamamen taş kesilmez.
Belki de hayatın en gerçek hali.
Dünya, güçlü olanların değil; hâlâ sevebilecek kadar yaralı kalanların omuzlarında döner. Aşk, insanı yıkan şey değil…
Yıkıldıktan sonra bile kalbinin hâlâ atıyor olduğunu fark ettiren tek gerçektir.
Alıntı