Lisedeyken tarih hocamız Süleyman Zeki Bağlan’ın kulağımıza küpe olan bir sözü vardı: “Öğlen yarım ekmek ye, artan parayla kitap al.”
Aslında o bize; neyle besleneceğimizi, zihnimizi neyin inşa edeceğini gösteren bir istikamet uyarısıydı. Eski takipçilerim bilirler, kitap okumayı da okutmayı da hep öncelerim. Gençlerle muhabbeti kitap üzerinden kurarım. İmkanlar ölçüsünde hediye ederim. Çocukluğumda da harçlığımdan artırarak aldım kitapları. Şimdiki gençler de öyle. Çünkü kitap, özellikle öğrenci için her zaman pahalıdır; ama aynı zamanda vazgeçilmezdir.
Sözü bir itiraza getireceğim. Meclis’e sunulan yeni kanun teklifi, tam da bu hassas dengeyi ilgilendiriyor. 2019’dan bu yana yayınevlerine uygulanan KDV iadesi kaldırılıyor.
Yayıncılar haliyle telaşlı. Bugün bir kaçı ile görüştük. Bu yükün doğrudan maliyetlere, dolayısıyla kitap fiyatlarına yansıyacağını söylüyorlar.
Kitaba yüzde 15 ila yüzde 25 arasında fiyat artışı ihtimalinden söz ediliyor. Küçük ve orta ölçekli yayınevleri için bu düzenlemenin daha ağır sonuçlar doğurabileceği, hatta bazı işletmelerin kapanma riski de söz konusu. Bir başka endişe ise korsan kitaba eğilimin yeniden artması.
Buradaki mesele yalnızca yayınevinin cirosu değil. Kitap, bu ülkede zaten “kıt kanaat” ayrılan bir bütçeyle alınıyor. Öğrencinin, gencin, dar gelirlinin kültüre erişimi daha da zorlaşırsa bunun bedeli uzun vadede hepimizin omuzlarına biner. Kültürel üretim destek beklerken, maliyet yükünü yayınevlerine ve dolaylı olarak okurlara bindirmek “akıl karı” değil.
Şu soru yanıt bekliyor ve umarım düzenlemeyi Meclis’e öneren hükümet yetkililerine ulaşır:
Kitap, ekonomik getiri aracı mıdır yoksa kültürel yatırım mı?
Ersin Çelik

Aslında o bize; neyle besleneceğimizi, zihnimizi neyin inşa edeceğini gösteren bir istikamet uyarısıydı. Eski takipçilerim bilirler, kitap okumayı da okutmayı da hep öncelerim. Gençlerle muhabbeti kitap üzerinden kurarım. İmkanlar ölçüsünde hediye ederim. Çocukluğumda da harçlığımdan artırarak aldım kitapları. Şimdiki gençler de öyle. Çünkü kitap, özellikle öğrenci için her zaman pahalıdır; ama aynı zamanda vazgeçilmezdir.
Sözü bir itiraza getireceğim. Meclis’e sunulan yeni kanun teklifi, tam da bu hassas dengeyi ilgilendiriyor. 2019’dan bu yana yayınevlerine uygulanan KDV iadesi kaldırılıyor.
Yayıncılar haliyle telaşlı. Bugün bir kaçı ile görüştük. Bu yükün doğrudan maliyetlere, dolayısıyla kitap fiyatlarına yansıyacağını söylüyorlar.
Kitaba yüzde 15 ila yüzde 25 arasında fiyat artışı ihtimalinden söz ediliyor. Küçük ve orta ölçekli yayınevleri için bu düzenlemenin daha ağır sonuçlar doğurabileceği, hatta bazı işletmelerin kapanma riski de söz konusu. Bir başka endişe ise korsan kitaba eğilimin yeniden artması.
Buradaki mesele yalnızca yayınevinin cirosu değil. Kitap, bu ülkede zaten “kıt kanaat” ayrılan bir bütçeyle alınıyor. Öğrencinin, gencin, dar gelirlinin kültüre erişimi daha da zorlaşırsa bunun bedeli uzun vadede hepimizin omuzlarına biner. Kültürel üretim destek beklerken, maliyet yükünü yayınevlerine ve dolaylı olarak okurlara bindirmek “akıl karı” değil.
Şu soru yanıt bekliyor ve umarım düzenlemeyi Meclis’e öneren hükümet yetkililerine ulaşır:
Kitap, ekonomik getiri aracı mıdır yoksa kültürel yatırım mı?
Ersin Çelik
