Bütün din kardeşlerime vasiyetim şudur:
Her şeyden evvel imanınızı korumaya çalışınız! Allah’a iman, bize bahşedilen nimetlerin en büyüğüdür. O, öyle paha biçilmez bir pırlantadır ki, kazanılması kolay, fakat muhafazası son derece müşkildir. Çünkü ins (insan) ve cin şeytanlarından onun pek çok düşmanları vardır. Bunlar gece gündüz onu sizden çalmak, sizi ondan ebediyen mahrum etmek isterler. Bu sebepledir ki, merhum üstadım Adıyamanlı Mustafa Hayri Efendi Hazretleri ömrü boyunca iman-ı kâmil (tam iman) ile çene kapamayı niyaz etmiş; talebesine ve dostlarına bu hususta vasiyetlerde bulunmuş; dualarını rica etmiştir. Allah rahmetini gani (bol) eylesin. Sair (diğer) esatize-i kiramımızın (şerefli üstatlarımızın), âbâ ecdadımızın (geçmişlerimizin) ümmehat (annelerimizin) ve ceddadımızın (dedelerimizin) dahi ruhlarını şâd (bahtiyar), makamlarını cennat-ı âliyat (yüce cennetler) kılsın!
Şunu hiçbir zaman unutmayın! Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin bundan 14 asır evvel haber verdiği kıyamet alâmetlerinin küçükleri bugün tamamen zuhur etmiştir. Bundan sonra sıra büyüklerindedir. Bugün vicdan sarsıntısı, iman buhranı o dereceye varmıştır ki, Müslüman aileleri içinde dinle alâkası olmadığını açık açık ilan edebilen fertlere ve onların bu küstahlığını hazmederek; gençliklerine, çocukluklarına bağışlayabilen ana-babalara her yerde rastlamak mümkündür. Lâ havle velâ kuvvete illâbillâh! Bu azim cinayetler karşısında insanın kanı donacak gibi oluyor. Müslüman bir ana-baba, evladının küfrüne nasıl razı olur ya Rabbi!
O anneler, o babalar ki, çocuklarımız elemsiz, kedersiz büyüsünler, yetişsinler diye; gece uykularını terk etmiş, hayatlarını feda kılmışlardır.
Şimdi ergenlik çağına yetişen çocukları onların gözleri önünde Allah’ı inkâr ediyorlar da akıllarınca evlat sevgisi saikasıyla (sebebiyle) bunu hoş görüyor, gençliklerine bağışlıyorlar. Allah aşkına düşünsünler! Bu yaptıkları sevgi midir, yoksa düşmanlıkların en büyüğü müdür? Dünyadan imansız giden bu çocukların ahirette yerleri ne olacaktır? Cennet mi, cehennem mi? Bunu düşündükleri gün, şüphesiz cevabını bulacak ve: “Evet, cehennemdir” diyeceklerdir. Öyle ise, neden çocuklarını kurtarmaya çalışmıyorlar, neden ağızlarını bıçak açmıyor? Bunun sebebi, bizzat kendilerinin iman zaafı illetine müptela olmalarıdır. Müslüman anne babalar! Unutmayın, kendinizden mesul olduğunuz gibi evlatlarınızdan da mesulsünüz! Ahirete Müslüman olarak göçmek istiyorsanız, çocuklarınızı da Müslüman yetiştiriniz! Ahirete imansız gidenlerin yeri ebedî cehennem azabıdır. Cehennem azabının dünyadaki basit misali ateştir. Hangi anne baba, yavrusunun ateşte yanmasına tahammül edebilir? Bu mümkün olmadığına göre, şiddet derecesini hayal etmekten bile âciz kaldığımız cehennem ateşinde ebedî yanmalarına nasıl razı oluyorsunuz? Aklıselim sahibi bir insan, değil kendisinin veya evladının; düşmanının bile ateşte yanmasına razı olamaz. İşte İslam’da cihad bu hikmete mebnî (ötürü) meşru kılınmıştır. Küffar, bize dinimizden dolayı düşmandır. Hâlbuki dinimiz, onlara karşı cihadı emretmekle, onlar hakkında en büyük iyiliği emretmiştir. Çünkü cihad, onları da Müslüman yaparak ebedî cehennem azabından kurtulmalarını sağlamak için farz kılınmıştır. Ama küffarın akıl almaz hamakatları (ahmaklıkları), bu inceliği anlamaya mânidir.
Hulasa: İlk vazifeniz imanınızı ve çoluk çocuğunuzun imanlarını temin ve muhafaza olmalıdır. Ondan sonra onun icaplarını birer birer yerine getirmeye gayret ediniz. Müslüman, kulluk edeceğine Allah’a söz veren insandır; bu sözü verip de ona kulluk etmeyen yalan söylemiş, hilebazlık etmiş olur ki, karşılığında cezayı hak eder. Çocuklarınıza dinlerini mutlaka öğretin! İbadetlerini yerli yerince bilerek tatbik etsinler! Onları İslam âdap ve terbiyesi üzerine yetiştirin! Bu vazifeleriniz, tâ çocuk dünyaya geldiği andan başlar ve hayatınız müddetince devam eder. İlk yapacağımız iş, ona bir Müslüman adı koymaktır.
Beş altı yaşlarına girince namaza alıştırın! On yaşına vardığında namaz kılmazsa, onu hafifçe zorlayın; Peygamber (s.a.v.) Efendimizin mübarek emri budur. Kur’an-ı Kerim okumayı asla ihmal etmeyin, zira Kur’an-ı Kerim Müslümanların her şeyidir. Yediğimiz ve yedirdiğimiz lokmaların haram mı helal mi olduğuna dikkat ediniz! Helale helal, harama haram deyin; çünkü bunun aksini iddia, maazallah (Allah esirgesin) küfür olur.
Kız çocuklarının terbiyesine, tesettürüne hususi surette itina gösterin! Kıyamete yakın “giyinmiş çıplak” kadınlar zuhur edeceğini Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz bundan 14 asır evvel haber vermiştir. Bugün, bu mucize aynen zuhur etmiş (ortaya çıkmış) ve hadis-i şerifin mânâsı herkesçe anlaşılmıştır. Avrupa taklitçiliği çok tehlikeli bir hâl almıştır; buna dikkat edin! Bugün âdette, giyimde vesair hususta küffarı taklit moda olmuştur.
Müslüman bilinen birçok aile, Noel Baba, yılbaşı ve salon düğünü gibi şeylerde gayrimüslimlerden aşağı kalmıyor. Hâlbuki Peygamber Sallallâhü Aleyhi Vessellem Efendimiz: “Her kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.” buyurmuşlardır.
Tedrisat (dersler) sıralarında, talebeye yaptığım tavsiyeleri burada da tekrarlıyorum. Sakın Ehl-i Sünnet vel-Cemaat yolundan ayrılmasınlar! Zira, bu takdirde kendilerine hakkımı helal etmem!
İslâm Âlimi Ahmed Davudoğlu
Her şeyden evvel imanınızı korumaya çalışınız! Allah’a iman, bize bahşedilen nimetlerin en büyüğüdür. O, öyle paha biçilmez bir pırlantadır ki, kazanılması kolay, fakat muhafazası son derece müşkildir. Çünkü ins (insan) ve cin şeytanlarından onun pek çok düşmanları vardır. Bunlar gece gündüz onu sizden çalmak, sizi ondan ebediyen mahrum etmek isterler. Bu sebepledir ki, merhum üstadım Adıyamanlı Mustafa Hayri Efendi Hazretleri ömrü boyunca iman-ı kâmil (tam iman) ile çene kapamayı niyaz etmiş; talebesine ve dostlarına bu hususta vasiyetlerde bulunmuş; dualarını rica etmiştir. Allah rahmetini gani (bol) eylesin. Sair (diğer) esatize-i kiramımızın (şerefli üstatlarımızın), âbâ ecdadımızın (geçmişlerimizin) ümmehat (annelerimizin) ve ceddadımızın (dedelerimizin) dahi ruhlarını şâd (bahtiyar), makamlarını cennat-ı âliyat (yüce cennetler) kılsın!
Şunu hiçbir zaman unutmayın! Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin bundan 14 asır evvel haber verdiği kıyamet alâmetlerinin küçükleri bugün tamamen zuhur etmiştir. Bundan sonra sıra büyüklerindedir. Bugün vicdan sarsıntısı, iman buhranı o dereceye varmıştır ki, Müslüman aileleri içinde dinle alâkası olmadığını açık açık ilan edebilen fertlere ve onların bu küstahlığını hazmederek; gençliklerine, çocukluklarına bağışlayabilen ana-babalara her yerde rastlamak mümkündür. Lâ havle velâ kuvvete illâbillâh! Bu azim cinayetler karşısında insanın kanı donacak gibi oluyor. Müslüman bir ana-baba, evladının küfrüne nasıl razı olur ya Rabbi!
O anneler, o babalar ki, çocuklarımız elemsiz, kedersiz büyüsünler, yetişsinler diye; gece uykularını terk etmiş, hayatlarını feda kılmışlardır.
Şimdi ergenlik çağına yetişen çocukları onların gözleri önünde Allah’ı inkâr ediyorlar da akıllarınca evlat sevgisi saikasıyla (sebebiyle) bunu hoş görüyor, gençliklerine bağışlıyorlar. Allah aşkına düşünsünler! Bu yaptıkları sevgi midir, yoksa düşmanlıkların en büyüğü müdür? Dünyadan imansız giden bu çocukların ahirette yerleri ne olacaktır? Cennet mi, cehennem mi? Bunu düşündükleri gün, şüphesiz cevabını bulacak ve: “Evet, cehennemdir” diyeceklerdir. Öyle ise, neden çocuklarını kurtarmaya çalışmıyorlar, neden ağızlarını bıçak açmıyor? Bunun sebebi, bizzat kendilerinin iman zaafı illetine müptela olmalarıdır. Müslüman anne babalar! Unutmayın, kendinizden mesul olduğunuz gibi evlatlarınızdan da mesulsünüz! Ahirete Müslüman olarak göçmek istiyorsanız, çocuklarınızı da Müslüman yetiştiriniz! Ahirete imansız gidenlerin yeri ebedî cehennem azabıdır. Cehennem azabının dünyadaki basit misali ateştir. Hangi anne baba, yavrusunun ateşte yanmasına tahammül edebilir? Bu mümkün olmadığına göre, şiddet derecesini hayal etmekten bile âciz kaldığımız cehennem ateşinde ebedî yanmalarına nasıl razı oluyorsunuz? Aklıselim sahibi bir insan, değil kendisinin veya evladının; düşmanının bile ateşte yanmasına razı olamaz. İşte İslam’da cihad bu hikmete mebnî (ötürü) meşru kılınmıştır. Küffar, bize dinimizden dolayı düşmandır. Hâlbuki dinimiz, onlara karşı cihadı emretmekle, onlar hakkında en büyük iyiliği emretmiştir. Çünkü cihad, onları da Müslüman yaparak ebedî cehennem azabından kurtulmalarını sağlamak için farz kılınmıştır. Ama küffarın akıl almaz hamakatları (ahmaklıkları), bu inceliği anlamaya mânidir.
Hulasa: İlk vazifeniz imanınızı ve çoluk çocuğunuzun imanlarını temin ve muhafaza olmalıdır. Ondan sonra onun icaplarını birer birer yerine getirmeye gayret ediniz. Müslüman, kulluk edeceğine Allah’a söz veren insandır; bu sözü verip de ona kulluk etmeyen yalan söylemiş, hilebazlık etmiş olur ki, karşılığında cezayı hak eder. Çocuklarınıza dinlerini mutlaka öğretin! İbadetlerini yerli yerince bilerek tatbik etsinler! Onları İslam âdap ve terbiyesi üzerine yetiştirin! Bu vazifeleriniz, tâ çocuk dünyaya geldiği andan başlar ve hayatınız müddetince devam eder. İlk yapacağımız iş, ona bir Müslüman adı koymaktır.
Beş altı yaşlarına girince namaza alıştırın! On yaşına vardığında namaz kılmazsa, onu hafifçe zorlayın; Peygamber (s.a.v.) Efendimizin mübarek emri budur. Kur’an-ı Kerim okumayı asla ihmal etmeyin, zira Kur’an-ı Kerim Müslümanların her şeyidir. Yediğimiz ve yedirdiğimiz lokmaların haram mı helal mi olduğuna dikkat ediniz! Helale helal, harama haram deyin; çünkü bunun aksini iddia, maazallah (Allah esirgesin) küfür olur.
Kız çocuklarının terbiyesine, tesettürüne hususi surette itina gösterin! Kıyamete yakın “giyinmiş çıplak” kadınlar zuhur edeceğini Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz bundan 14 asır evvel haber vermiştir. Bugün, bu mucize aynen zuhur etmiş (ortaya çıkmış) ve hadis-i şerifin mânâsı herkesçe anlaşılmıştır. Avrupa taklitçiliği çok tehlikeli bir hâl almıştır; buna dikkat edin! Bugün âdette, giyimde vesair hususta küffarı taklit moda olmuştur.
Müslüman bilinen birçok aile, Noel Baba, yılbaşı ve salon düğünü gibi şeylerde gayrimüslimlerden aşağı kalmıyor. Hâlbuki Peygamber Sallallâhü Aleyhi Vessellem Efendimiz: “Her kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.” buyurmuşlardır.
Tedrisat (dersler) sıralarında, talebeye yaptığım tavsiyeleri burada da tekrarlıyorum. Sakın Ehl-i Sünnet vel-Cemaat yolundan ayrılmasınlar! Zira, bu takdirde kendilerine hakkımı helal etmem!
İslâm Âlimi Ahmed Davudoğlu