...Üretici temeli zayıf, bizim gibi dışa bağımlı azgelişmiş ülkelerde ve Sovyetler Birliği, Çin, Doğu Avrupa, Küba, Vetnam vb gibi bürokratik baskı rejimlerinde bir grup olarak entelektüellerin ortaya çıkma ve yaşama şansları çok sınırlı olmuştur. Sovyetler Birliğinde resmi gerçek şu ana kadar tam 10 sefer değiştirilmiştir.
İktidara gelen her klik, kendi çıkarına gelen bir tarih anlayışını gelecek nesillere devlet zoru ile kabul ettirmek istemiştir. Enteresan olan bizde 1920-30'larda üretilen "resmi tarih" ve "resmi gerçek" söyleminin hala varlığını sürdürmesidir...
... bu noktada "bilimsel tarafsızlık"tan kastedilen tarafsızlık değil, iktidardakiler ve toplumu yöneten zengin zümrenin beklentilerini söylemek, bu görüşü sorgulamamak ve tartışma konusu yaptırtmamaktır. Tersini yapanlar "bilimsel tarafsızlıktan uzaklaşmış sayılırlar."
Fikret Başkaya, Paradigmanın İflası, s:16
"Resmi görüşe" yani devleti YİYEN zengin zümrenin menfaatlerine uygun olmayan fikirlere ya da bilgilere sahipseniz "komplocu, üfürükçü, hurafeci, yalancı, dış minnakçı, fitneci, bozguncu, bilim karşıtı gibi bişi olursunuz
İster AŞILARI, DSÖ'yü, İklim Numarasına yani küresel EGEMENLERE itiraz edin ister yerel EGEMENLERİN RESMİ TARİH hikayelerine...
İster israil'e neden hala petrol gidiyor deyin;
ister Milli eğitim ve Sağlık Bakanlığı yaparken, Moskova ve Lozan görüşmelerini yürütürken, milletvekili olarak halifeliğin kaldırılması için önerge verirken "aptal" ve "ahmak" olmayan Rıza Nur neden hatıratında Kamal Paşa'yı eleştirince Ahmak oluyor deyin...
Resmi söylemin dışına çıkan AŞAĞILANMAYI, boğulmayı, sesinin kısılmasını, unutturulmayı, ihmal edilmeyi göze almalıdır.
Bu nedenle BASKICI, bürokratik ve aydınların MAAŞA bağlandığı rejimlerde olduğu kadar DIŞA BAĞIMLI rejimlerde de CİDDİ DÜŞÜNÜRLER; münevverler, aydınlar, fikir adamları ve alimlere çoook nadir rastlanılır, zira toprak sürekli zehirlenir, diyor sanırım.
Ahmet Hakan Çakıcı

İktidara gelen her klik, kendi çıkarına gelen bir tarih anlayışını gelecek nesillere devlet zoru ile kabul ettirmek istemiştir. Enteresan olan bizde 1920-30'larda üretilen "resmi tarih" ve "resmi gerçek" söyleminin hala varlığını sürdürmesidir...
... bu noktada "bilimsel tarafsızlık"tan kastedilen tarafsızlık değil, iktidardakiler ve toplumu yöneten zengin zümrenin beklentilerini söylemek, bu görüşü sorgulamamak ve tartışma konusu yaptırtmamaktır. Tersini yapanlar "bilimsel tarafsızlıktan uzaklaşmış sayılırlar."
Fikret Başkaya, Paradigmanın İflası, s:16
"Resmi görüşe" yani devleti YİYEN zengin zümrenin menfaatlerine uygun olmayan fikirlere ya da bilgilere sahipseniz "komplocu, üfürükçü, hurafeci, yalancı, dış minnakçı, fitneci, bozguncu, bilim karşıtı gibi bişi olursunuz
İster AŞILARI, DSÖ'yü, İklim Numarasına yani küresel EGEMENLERE itiraz edin ister yerel EGEMENLERİN RESMİ TARİH hikayelerine...
İster israil'e neden hala petrol gidiyor deyin;
ister Milli eğitim ve Sağlık Bakanlığı yaparken, Moskova ve Lozan görüşmelerini yürütürken, milletvekili olarak halifeliğin kaldırılması için önerge verirken "aptal" ve "ahmak" olmayan Rıza Nur neden hatıratında Kamal Paşa'yı eleştirince Ahmak oluyor deyin...
Resmi söylemin dışına çıkan AŞAĞILANMAYI, boğulmayı, sesinin kısılmasını, unutturulmayı, ihmal edilmeyi göze almalıdır.
Bu nedenle BASKICI, bürokratik ve aydınların MAAŞA bağlandığı rejimlerde olduğu kadar DIŞA BAĞIMLI rejimlerde de CİDDİ DÜŞÜNÜRLER; münevverler, aydınlar, fikir adamları ve alimlere çoook nadir rastlanılır, zira toprak sürekli zehirlenir, diyor sanırım.
Ahmet Hakan Çakıcı
