Ata Tohumu Ekmek Yasak DEĞİL ...
1992 'de baba BUsh yönetimi, kamuoyu yoklaması dahi yapmadan, genetiği değiştirilmiş gıdaların ya da bitkilerin normal tohumlarla ve ürünlerle büyük ölçüde aynı olduğuna dolayısı ile devletin GDO'Lu ürünler için farklı bir düzenleme yapması gerekmediğine hükmetti.
Bu karar 1997'de "Sanitary and pytosanitary Agreement" (SPS) (bitki Sağlığı) adı altında Dünya Ticaret Örgütü'nün kurallarına şerh edildi.
(Yani Sağlıklı bitkinin hangi bitkiler olacağı dünyanın en büyük TARIM İLACLARI, Kimyasalları ve GDO'Lu bitkiler üreticisinin kontrolüne bırakıldı. Ve onlar da Sertifikalı GDO bitkileri TEHLİKESİZ ve yasal, SERTİFİKASI olmayan binlerce yıllık bitkileri TEHLİKELİ ve yasak ilan ettiler.-AHÇ)
"Bitki Sağlığı" oldukça süslü bir bilim terimidir. Ancak konu DOĞAL bitkilerin konusu değil GDO'lu bitkilerin konusudur.
Kurnazca formüle edilen SPS kuralı, "İnsanları haşerattan ve hayvanlardan korumayı amaçlayan gıda standartlarının ve kanunlarının, ticarete engel olmak için maksatlıca kullanılabileceği" ve bu yüzden DTÖ (WTO) kuralları ile düzenlenmeleri gerektiğine hükmetti.
Metin, bitki ve insan sağlığını DTÖ standartları ile koruma altına almaya çalışılıyor izlenimi verse de aslında GDO üreticilerinin menfaatlerini koruma altına alıyordu. Zaten "Ticarete engel olmanın önüne geçmek" teriminde de kimin ticaretinden bahsedildiğini tahmin etmek zor değildir.
Dünya ülkelerinin Tarım Bakanlarının pek çoğu yeni tanımlanan (uydurulan-AHÇ) ve kavranması zor "Sanitary and pytosanitary Agreement" (SPS) (bitki Sağlığı) teriminin ne anlama geldiğini bilmiyorlardı, zaten pek çoğu metni okumadı bile. Kendi ticaret lobilerinin sözüne güvenerek bu anlaşmanın altına imza attılar.
William Engdahl, Ölüm Tohumları, s:198
Adım adım ülkelerin nasıl tuzağa çekildiklerini, Teslim alındıklarını, SERTİFİKA numarasının ne olduğunu okuyup anladıkça, binlerce yıllık ATA Tohumlarının "SERTİFİKA"sız diye tehlikeli sayılmasını, onlarını yerini GDO'Lu bitkilerin, ürünlerin ve yemlerin almasını ve bunlara DEVLETİN neden aracılık ettiğini anlamak da mümkün oluyor.
Değilse bu ABSÜRDİZMİN altından kalkmak mümkün değil.
Ahmet Hakan Çakıcı

1992 'de baba BUsh yönetimi, kamuoyu yoklaması dahi yapmadan, genetiği değiştirilmiş gıdaların ya da bitkilerin normal tohumlarla ve ürünlerle büyük ölçüde aynı olduğuna dolayısı ile devletin GDO'Lu ürünler için farklı bir düzenleme yapması gerekmediğine hükmetti.
Bu karar 1997'de "Sanitary and pytosanitary Agreement" (SPS) (bitki Sağlığı) adı altında Dünya Ticaret Örgütü'nün kurallarına şerh edildi.
(Yani Sağlıklı bitkinin hangi bitkiler olacağı dünyanın en büyük TARIM İLACLARI, Kimyasalları ve GDO'Lu bitkiler üreticisinin kontrolüne bırakıldı. Ve onlar da Sertifikalı GDO bitkileri TEHLİKESİZ ve yasal, SERTİFİKASI olmayan binlerce yıllık bitkileri TEHLİKELİ ve yasak ilan ettiler.-AHÇ)
"Bitki Sağlığı" oldukça süslü bir bilim terimidir. Ancak konu DOĞAL bitkilerin konusu değil GDO'lu bitkilerin konusudur.
Kurnazca formüle edilen SPS kuralı, "İnsanları haşerattan ve hayvanlardan korumayı amaçlayan gıda standartlarının ve kanunlarının, ticarete engel olmak için maksatlıca kullanılabileceği" ve bu yüzden DTÖ (WTO) kuralları ile düzenlenmeleri gerektiğine hükmetti.
Metin, bitki ve insan sağlığını DTÖ standartları ile koruma altına almaya çalışılıyor izlenimi verse de aslında GDO üreticilerinin menfaatlerini koruma altına alıyordu. Zaten "Ticarete engel olmanın önüne geçmek" teriminde de kimin ticaretinden bahsedildiğini tahmin etmek zor değildir.
Dünya ülkelerinin Tarım Bakanlarının pek çoğu yeni tanımlanan (uydurulan-AHÇ) ve kavranması zor "Sanitary and pytosanitary Agreement" (SPS) (bitki Sağlığı) teriminin ne anlama geldiğini bilmiyorlardı, zaten pek çoğu metni okumadı bile. Kendi ticaret lobilerinin sözüne güvenerek bu anlaşmanın altına imza attılar.
William Engdahl, Ölüm Tohumları, s:198
Adım adım ülkelerin nasıl tuzağa çekildiklerini, Teslim alındıklarını, SERTİFİKA numarasının ne olduğunu okuyup anladıkça, binlerce yıllık ATA Tohumlarının "SERTİFİKA"sız diye tehlikeli sayılmasını, onlarını yerini GDO'Lu bitkilerin, ürünlerin ve yemlerin almasını ve bunlara DEVLETİN neden aracılık ettiğini anlamak da mümkün oluyor.
Değilse bu ABSÜRDİZMİN altından kalkmak mümkün değil.
Ahmet Hakan Çakıcı
