
Teoman Duralı hoca, 1980 darbesinde yaşanan korkunç uygulamaları anlatıyor:
“Komünist mahkûmlara milliyetçi, milliyetçi tutuklulara da komünist muhafızlar tayin olundu.
Aklıselim sükût etti. Zerre kuşku üzere gencecik insanların hayatı karartıldı.
Elektrik şok, muntazaman dayak seansları, konuşturmak için aklın havsalanın alamayacağı kertede eziyet.
Sırf bundan kurtulmak amacıyla düzmece bilgiler vereni mi, iftira atanı mı, yersiz, sahte suçlamalarda bulunanı mı istersin…
B.k yedirmeden, makatına kırık şişe sokmadan tutun da, önünde soydukları sevgilisinin, yavuklusunun, karısının ırzına geçme tehdidine varana dek her çeşit aşağılık, alçakça, şerefsiz işlemlere tevessül…
Bu iğrençliklere, sapıklıklara kalkışan, girişenlere ne oldu derseniz, hiç; yanlarına kâr kaldı. Olan topluma oldu.
Hani bugünlerde nasıl oluyor, bunca canilik, şiddet, zulüm husule geliyor diye şaşıp duruyoruz. Şaşılacak tarafı yok.
1968 – 1981 arasında cereyân etmiş içsavaş benzeri çatışmaların, idamların, işkence edenler ile görenlerin yol açmış oldukları ruhî–manevî tahribatın sonuçlarına tanık oluyoruz. Savaş kadar sonrası da felâkettir.”
• Teoman Duralı’nın Öyle Geçer ki Zaman isimli söyleşi kitabından alıntılanmıştır.